"Bilenler bilmeyenlere anlatsın!"
Kentli olmak kolay değil. Kentli olmayı öğretmek de Nasreddin Hoca'nın "bilenler bilmeyenlere öğretsin" fıkrasındaki kadar kolay değil. Hele de söz konusu olan %90'ı son 50 yılda kente göç etmiş, 12 milyonluk bir dünya şehriyse...
İstanbullu ve Kentli Olma Bilincini Oluşturma ve Geliştirme Eğitiminin amacç; değerler bütününü ve başlı başına bir hayat tarzı olan şehrimizdeki tarihi ve kültürel kimliğin benimsenmesi ve yaşanması olarak özetlenebilir.
Şehirde yaşayanlarda aidiyet duygusu, tarih ve toplum kültürü bilinciyle kentsel dinamiklerin harekete geçirilmesi; kentsel hak ve görevlerin öne çıkarılması; kent donanımlarının hayatın bir parçası olarak algılanmasının sağlanması; kentli niteliği kazanmış olmanın gururu ile, şehirde yaşayan herkesi şehirli yapmak için ortak bir anlaşmaya varmanın temel önceliklerinin halkla paylaşılması diğer çok önemli vurgular olarak sıralanabilir.
Kent içi sosyal ve yap?sal dengesizliklerin giderilmesinde etkin rol alma "ideal kentli"nin çerçevesini oluşturur. Batı toplumlarında pek az örneğini göründüğümüz "bireysellik dışı" bu tip davranışların, bizim kültürel ve manevi dünyamızın temel taşlarından olduğu bir gerçektir. "Komşun açken, tok uyuma" sözüyle özetlenen bu felsefe mekanik dayanışmalı topluluktan organik dayanışmalı topluma geçmekte önemli bir dayanak noktasıdır.
|