
İstanbul'un
Semtleri
"Kentimizi
tanımak kendimizi tanımak"
Kentim İstanbul
Projesi'nin ilke edindiği sloganlardan biriydi. İstanbul'da kentsel
dönüşüm için atılması gereken ilk adım belki de insanlara öncelikle
nasıl bir kentte yaşadıklarını fark ettirmek olacaktı.
Dünyanın kuşkusuz
doğasıyla en güzel, tarihi mirasıyla en görkemli, kültürel dokusuyla
en etkileyici kentinde yaşayan biz İstanbullular, kentimizi yeterince
tanıyor muyduk?
İstanbul'un Semtleri
dizisi, 120 Kitapçıktan oluşan bir seri ile İstanbullulara, İstanbul'u
semt semt sokak sokak anlatmak üzere, 1 yıllık titiz bir çalışmanın
sonucunda hazırlandı. İstanbul sözkonusu olduğunda şüphesiz yığınla
belge ve bilgiye ulaşmak mümkün. Ama İstanbul'un Semtleri dizisi, İstanbul'un
semtlerinin ayrı ayrı kitapçıklarda toplandığı ilk çalışma ve bu özelliği
ile İstanbul'un tarihi ve bugünü ile tam bir özetini sunuyor. Bu anlamda
da bu güne kadar yapılmış çalışmalar içerisinde en derli toplusu olarak
dikkat çekiyor.
Kitapçıklar, Kanlıca'dan
Gültepe'ye, Bostancı'dan Kapalıçarşı'ya Bebek'ten Nişantaşı'na İstanbul'un
Semtlerinde 3000 yıllık bir yolculuğa çıkmak için bulunmaz bir rehber
niteliğinde. Adeta Yaşadığımız kenti ve çevreyi tanımak için bir başvuru
kaynağı.
Kitapçıklar, semtleri,
tarihi eserleri, doğal güzellikleri yanında, kültürel ve sosyal açıdan
da ele alıyor. Mahallemizde, sokağımızda çoğu zaman Farkında bile olmadığımız
ayrıntıların, ne kadar önemli olabileceğini bizlere hatırlatıyor.
Meğer bu mahalleye ilk yerleşenler Megaralılarmış, İşte iki peygamber
şu tepede buluşmuşlar. Kıztaşı'nı İmparator Pozantin İstanbul'u yılanlardan
çıyanlardan korusun diye diktirmiş. Bir zamanlar Şehzadebaşı akşam eğlencelerinin
en gözde mekanıymış. Kanlıca'da mehtap sefaları yapılırmış. İnlermiş
koylar musiki sesleriyle. Saraçhaneden Edirnekapı'ya uzanan yol bir
zamanlar birbirinden güzel tarihi eserlerle doluymuş; hepsi yıkılmış
yol yapılırken.
Sokağımızın köşesindeki
çeşmenin kitabesi ya da bir caminin haziresindeki mezar taşları bize
ne çok şey anlatabiliyormuş.
Semt kitapçıklarını
okuyunca anlıyoruz ki; İstanbul, bırakın her bir semtini, her bir taşı
için bile bir kitap yazılabilir zenginlikte bir kent.
Şairin dediği gibi:
Bu şehr-istanbul
ki bi misl'ü behadır.
Bir sengine yekpare acem mülkü fedadır
Dünya'da onlarca
medeniyetin gelip geçtiği kaç şehir vardır. Bu kitapçıklar İstanbul'u
semt semt önümüze seriyor, bazen evliya çelebiyle 17. yüzyıl İstanbul'unu
dolaşıyoruz, bazen her gün önünden kayıtsızca geçtiğimiz tuğla yığının
Bizans İmparatorunun yazlık sarayı olduğunu öğrenip irkiliyoruz.
Kentimizi tanımak
önemli. Ama Kentimizi tanımanın yolu içinde yaşadığımız semti tanımaktan
geçer. İstanbul'un Semtleri serisi bunu sağlamak için hazırlanmış eşsiz
bir külliyat.

Semt kitapları .doc formatında olup .zip formatında
sıkıştırılmıştır.